gün yüzü görmemiş (söz veya küfür) TÜRKÇE SÖZLÜK - GÜN YÜZÜ GÖRMEMIŞ (SÖZ VEYA KÜFÜR) - gün yüzü görmemiş (söz veya küfür)
Ana sayfa


gün yüzü görmemiş (söz veya küfür)
  • SÖZLÜK ANLAMI

  • hiç kullanılmamış.

    ortalığa çıkmamış.

    çok ağır hakaret içeren.




    İlgili Kelimeler

    ... düşkünü
    ... -e kuvvet
    ... fırın ekmek yemesi lazım
    ... kisvesi altında
    ... nere ... nere
    ... nerede ... orada
    ...-e gelince
    ...-inde değil
    ...-meye görsün (veya gör)
    a
    aba altında er yatar
    aba vakti yaba, yaba vakti aba
    abacı
    abacı kebeci (ara yerde) sen neci?
    abacılık
    abajur
    abajurcu
    abajurculuk
    abanın kadri yağmurda bilinir
    abani
    abanmak
    abanozlaştırabilme
    abartı
    abartılabilmek
    abartmak
    abaşo
    abbas
    abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır
    abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz
    abdala `kar yağıyor` demişler, `titremeye hazırım` demiş
    abdala malum olur
    abdalın dostluğu köy görününceye kadar
    abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (veya yolda olur)
    abdest bozmak
    abdestbozan otu
    abdiaciz
    abe
    abıkevser
    abiye
    abla
    abli
    abonman
    aborda
    aborda etmek
    aborda olmak
    abosa
    abrakadabra
    ABU
    abuk
    abuk sabuk
    acaba
    acayip
    acayipleşebilmek
    acele ile menzil alınmaz
    acele işe şeytan karışır
    acele yürüyen yolda kalır
    acem işi
    acemi katır kapı önünde yük indirir
    acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir
    acemi oğlanı
    acemileşebilmek
    acemleşmek
    acente
    acı acıyı keser, su sancıyı
    acı badem
    acı haber
    acı patlıcanı kırağı çalmaz
    acı söz
    acı söz insanı dininden çıkarır
    acı su
    acıkabilme
    acıkabilmek
    acıkan doymam, susayan kanmam sanır
    acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler
    acıklı başta akıl olmaz
    acıkmış kudurmuştan beterdir
    acılaştırabilmek
    acılaştırılma
    acılaştırma
    acıma
    acımak
    acımasızlaşabilme
    acımasızlaşabilmek
    acından kimse ölmemiş
    acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur
    acısını çıkarmak
    acıtabilmek
    acıyabilme
    acıyabilmek
    acıyan uyumuş, acıkan uyumamış
    acibe
    aciz
    acizane
    acizleri
    acur
    acyo
    acyocu
    aç aç ile yatınca arada dilenci doğar
    aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez
    aç at yol almaz, aç it av almaz
    aç ayı oynamaz
    aç doymam, tok acıkmam sanır
    aç elini kora sokar
    aç esner, aşık gerinir
    aç gezmektense tok ölmek yeğdir
    aç gözünü, açarlar gözünü
    aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun
    aç ile eceli gelen söyleşir
    aç köpek fırın deler
    aç kurt aslana saldırır
    aç kurt yavrusunu yer
    aç ne yemez, tok ne demez
    aç tavuk kendini arpa ambarında sanır
    açabilmek
    açgözlülük
    açı
    açı ölçüm
    açığa çıkmak
    açığı çıkmak
    açığını aramak
    açığını bulmak
    açığını kapamak (veya kapatmak)
    açık ağıl
    açık ağız aç kalmaz
    açık ciro
    açık çek
    açık düşmek
    açık eksiltme
    açık giyim
    açık gri
    açık hava sineması
    açık hava tiyatrosu
    açık hesap
    açık kahverengi
    açık kapı bırakmak
    açık kestane
    açık kırmızı
    açık kredi
    açık mavi
    açık oturum
    açık öğretim
    açık önerme
    açık pazar
    açık pembe
    açık saçık
    açık sarı
    açık vermek
    açık yaraya tuz ekilmez
    açık yeşil
    açık yol
    açıklama yapmak
    açıklanabilme
    açıklanabilmek
    açıklaştırabilmek
    açıklatabilmek
    Açıklayabilmek
    açıklayıcı
    açıklayıvermek
    açıklığa kavuşturmak
    açıklık
    açıklık getirmek
    açıktan geçmek
    açıktan para almak
    açılabilmek
    açılan solar, ağlayan güler
    açılım
    açılış
    açılıverme
    açılmak
    açımlamak
    açımlayıcı
    açın gözü ekmek teknesinde olur
    açın imanı olmaz
    açın karnı doyar, gözü doymaz
    açın koynunda ekmek durmaz
    açın kursağına çörek dayanmaz
    açın uykusu gelmez
    açıvermek
    açkı
    açlık grevi
    açlık ile yokluğun arası yarım yufka
    açma
    açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna
    AÇMACI
    açmacılık
    açmak
    açmalık
    açmaz
    açtı ağzını, yumdu gözünü
    açtırabilmek
    açtırma ağzımı
    Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
    ad
    ad cümlesi
    ad çekmeye girmek
    ad durumu
    ad takmak
    ad tamlaması
    ada
    ada bana, adayım sana
    adak adamak
    adaletsiz
    adam adama gerek olur
    adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil
    adam adamdan korkmaz, utanır
    adam adamı bir kez aldatır
    adam değilim
    adam olacak çocuk bokundan belli olur
    adam olana bir söz yeter
    adam olana çok bile
    adam sen de!
    adam sırasına geçmek (veya girmek)
    adamak
    adamak kolay, ödemek zordur
    adamakla mal tükenmez
    adamcağız
    adamın iyisi işbaşında (veya alışverişte) belli olur
    adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola
    adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork
    adamlık sende kalsın
    aday
    aday göstermek
    aday olmak
    adayabilmek
    adayavrusu
    adaylığını koymak
    adet yerini bulsun diye
    adezyon kuvveti
    adı batmak
    adı bile okunmamak
    adı çıkmış dokuza, inmez sekize
    adı geçmek
    adı kalmak
    adımlayabilmek
    adımsayar
    ADINA
    adını ağzına almamak
    adını anmak
    adını koymak
    adi defter
    adileşebilme
    adileşiverme
    adlandırmak
    adres
    adres kitabı
    af
    af buyurun!
    af dilemek
    afaki
    afazi
    aferin
    affedebilmek
    affedersin (veya affedersiniz)
    affetmek
    affetmişsin
    affını dilemek (veya istemek)
    Afgan
    afiş
    afişçi
    afişçilik
    Afrikalı
    afrodizyak
    afyonkeş
    aganta
    agnozi
    agop
    agucuk

    ağ iğnesi
    ağa borç eder, uşak harç
    ağaca balta vurmuşlar `sapı bedenimden` demiş
    ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
    ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz
    ağaca dayanma kurur, adama (veya insana) dayanma ölür
    ağacı kurt, insanı dert yer
    ağacın kurdu içinde olur
    ağaç
    ağaç kökünden yıkılır
    ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar
    ağaç mobilya
    ağaç ne kadar uzasa göğe ermez
    ağaç yaşken eğilir
    ağaçtan maşa olmaz
    ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz
    ağanın eli tutulmaz
    ağanın gözü ata tımardır
    ağanın gözü öküzü semiz eder
    ağanın malı çıkar, uşağın canı
    ağarabilmek
    ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
    ağartabilmek
    ağbenek
    ağda
    ağdacı
    ağdırmak
    ağıl
    ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
    ağır basar, yeğni kalkar
    ağır git ki yol alasın
    ağır hapis cezası
    ağır hava
    ağır kazan geç kaynar
    ağır makineli
    ağır ol!
    ağır ol, batman gel
    ağır otur ki bey (veya molla) desinler
    ağır söz
    ağır taş yerinden oynamaz
    ağır vasıta
    ağır yara almak
    ağır yongayı yel kaldırmaz
    ağırına gitmek
    ağırlama
    ağırlaşabilmek
    ağırlaştırabilmek
    ağırlaştırıcı sebep
    ağırlaştırılabilmek
    ağırlatabilmek
    ağırlayabilmek
    ağırlık
    ağırşak
    ağırşaklanmak
    ağıt
    ağıt yakmak (veya düzmek veya tutturmak)
    ağıtçılık
    ağız
    ağız açtırmamak
    ağız birliği
    ağız birliği etmek
    ağız değişikliği
    ağız kullanmak
    ağız tadı
    ağız yer, yüz utanır
    ağızda sakız gibi çiğnemek
    ağızdan ağıza dolaşmak (veya geçmek)
    ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın
    ağızdan dolma
    ağızlamak
    ağızlıkçı
    ağlama duvarı
    ağlama ölü için, ağla deli için
    ağlamak
    ağlamak para etmez
    ağlamakla yar ele girmez
    Ağlamayan çocuğa meme vermezler
    ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın
    ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar
    ağlatabilmek
    ağlatan gülmez
    ağlayanın malı gülene hayretmez
    ağlayıp da gözden mi olayım?
    ağrı yitimi
    ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı
    ağrısız baş mezarda olur
    ağrısız başına kaşbastı bağlamak
    ağrıtabilmek
    ağrıyabilmek
    ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar
    ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar
    ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır
    ağza alınmaz (veya alınmayacak)
    ağza tat, boğaza feryat
    ağzı bir
    ağzı dolu dolu konuşmak
    ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur
    ağzı kara
    ağzı laf (veya lakırtı) yapmak
    ağzı olan konuşuyor
    ağzı teneke kaplı
    ağzı torba değil ki büzesin
    ağzı var dili yok
    ağzı yanmak
    ağzına ... koymamak
    ağzına bir parmak bal çalmak
    ağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutar
    ağzına layık
    ağzına sağlık
    ağzına vur, lokmasını al
    ağzında büyümek
    ağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmak
    ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme
    ağzını açacağına gözünü aç
    ağzını bağlamak
    ağzını bıçak açmamak
    ağzını hayra aç!
    ağzını öpeyim (veya seveyim)
    ağzını toplamak
    ağzını tutmak
    ağzının payını (veya ölçüsünü) almak
    ağzının payını (veya ölçüsünü) vermek
    ağzının perhizi yok
    ağzıyla kuş tutsa...
    ah
    ah alan onmaz
    ah çekmek
    ah yerde kalmaz
    ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır
    ahdetmek
    ahfeş
    ahırdaş
    ahir zaman
    ahit
    ahlakçı
    ahlaklılık
    ahlaksızca
    ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez
    ahmak gelin yengeyi halayığı sanır
    ahmak misafir ev sahibini ağırlar
    ahretlik
    aile
    aile bütçesi
    ajan
    ak akçe kara gün içindir
    ak benek
    ak gün ağartır, kara gün karartır
    ak koyun kara koyun geçit başında belli olur
    ak koyunu gören içi dolu yağ sanır
    ak koyunun kara kuzusu da olur
    ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır
    akabilmek
    Akacak kan damarda durmaz
    akademici
    akademicilik
    akara kokara bakma, çuvala girene bak
    akarlar
    akarsu
    akarsu çukurunu kendi kazır
    akarsu pislik tutmaz
    akarsu santrali
    akarsuya inanma, eloğluna dayanma
    akçıllanmak
    akdedebilmek
    akı karası geçitte belli olur
    akıbet
    akıcılık
    akıl akıl, gel çengele takıl
    akıl akıldan üstündür
    akıl etmek
    akıl için yol (veya tarik) birdir
    akıl işi değil
    akıl kişiye sermayedir
    akıl para ile satılmaz
    akıl var, izan (veya mantık veya yakın) var
    akıl yaşta değil baştadır
    akılcılık
    akıllanabilmek
    akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi akılını almış (veya akıllar gelin olmuş, herkes kendininkini beğenmiş)
    akıllı
    akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (veya oğlunu) everir
    akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
    akıllım
    akılsız başın cezasını ayaklar çeker
    akılsız iti (veya köpeği) yol kocatır
    akılsızlık
    akım
    akım ölçümü
    akın
    akıntı
    akıntıölçer
    akışkan
    AKIŞMA
    akışmazlık
    akıtabilmek
    akıtma
    akideyi bozmak (veya akidesi bozulmak)
    akis
    akis uyandırmak
    akkarınca
    akla gelmeyen başa gelir
    akla zarar
    aklamak
    aklan
    aklanabilmek
    aklayabilmek
    aklı başa yaş getirir
    aklı başından gitmek
    aklıma gelen başıma geldi
    AKLIMDA
    aklın yolu birdir
    aklına bir şey gelmesin
    aklına geleni işleme, her ağacı taşlama
    aklına şaşayım (veya şaşarım)
    aklına tüküreyim
    aklına yelken etmek
    aklında olsun (veya kalsın!)
    akma sınırı
    akmak
    Akmasa da damlar
    akompanyatör
    akor
    akordiyon
    akortsuzlaştırmak
    akortsuzluk
    akraba
    akrep gibi
    akromegali
    akrostiş
    aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz
    aksakal
    aksan
    aksatabilmek
    aksayabilmek
    aksedebilmek
    aksesuar
    aksetmek
    aksettirebilmek
    aksırabilmek
    aksırtabilmek
    aksi şeytan
    aksi tesadüf
    aksiyon
    akşam ahıra sabah çayıra
    akşam güneşi
    akşam ise yat, sabah ise git
    akşama kadar
    akşama karşı gitme, tana karşı yatma
    akşamdan kavur, sabaha savur
    akşamdan sonra merhaba
    akşamın hayrından sabahın şerri iyidir
    akşamın işini sabaha (veya yarına) bırakma
    akşamlamak
    akşamlatmak
    akşın
    aktar
    aktarabilmek
    aktarılabilmek
    aktarma
    aktarmak
    aktif taşıma
    aktifleşebilmek
    aktör
    aktüalite
    akvaryum
    Al aşağı vur yukarı
    Al benden de o kadar
    al elmaya taş atan çok olur
    al giymedim ki alınayım
    al ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz
    al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur (veya gocunsun)
    al kiraz üstüne kar yağmış
    al malın iyisini, çekme kaygısını
    al sana bir ... daha
    ala ala hey
    ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz
    alabanda etmek
    alabilmek
    alaca
    alaca karanlık
    alacağım olsun da alakargada olsun
    alacak verecekle ödenmez
    alamana
    alan araştırması
    alan koruması
    alan savunması
    alarga durmak
    alargada durmak (veya tutmak)
    alaşım
    alaturkacı
    alay
    alazlama
    alazlanmak
    alçacık eşeğe herkes biner
    alçak uçan yüce konar, yüce konan alçak uçar
    alçak yer yiğidi hor gösterir
    alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır
    alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır
    alçaklaşabilmek
    alçalabilmek
    alçalış
    alçaltabilmek
    alçaltılış
    alçaltış
    alçılayabilmek
    aldanabilmek
    aldangıç
    aldatabilmek
    aldehit
    Aldı
    aldı sazı eline
    aldırabilmek
    aldırılabilmek
    aldırış
    aldırmak
    aldırtabilmek
    alegori
    alem
    alemci
    alemdar
    aleme verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı
    alemi var mı?
    alenileşme
    alerji
    alet
    alet edevat
    alet işler, el övünür
    alet olmak
    aletli
    alev
    alev lambası
    alevlendirebilmek
    alevlendiriş
    alevlenebilmek
    alevleniş
    aleyh
    aleyhtarlık
    alfabe sırası
    alfabetik katalog
    algarina
    algılamak
    algılatabilmek
    Algılayabilmek
    algoritma
    alı al, moru mor
    alıcı kuşun ömrü az olur
    alıklık
    alıkonulabilmek
    alıkoyabilmek
    alıkoymak
    alım satım bürosu
    alın
    alın yazısı değişmez
    alınabilmek
    alınganlaşabilmek
    alınış
    alınlık
    alınmak
    alıntılamak
    alıntılanabilmek
    alıntılayabilmek
    alıp satmaz görünmek
    alışabilmek
    alışılabilmek
    alışkın
    Alışmış kudurmuştan beterdir
    alışmış kursak bulamacını ister
    alıştırabilmek
    alışveriş sigortası
    alıvermek
    ALİ
    alim unutmuş, kalem unutmamış
    alimallah
    aliterasyon
    alkışlatabilmek
    alkışlayabilmek
    alkol
    allah (binbir) bereket versin
    allah (seni) inandırsın
    Allah acısını unutturmasın
    allah akıl fikir (veya akıllar) versin
    Allah Allah!
    Allah aratmasın
    Allah artırsın
    Allah aşkına
    Allah bağışlasın
    Allah bahtından güldürsün
    allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir
    Allah bana, ben de sana
    allah beterinden saklasın (veya esirgesin)
    Allah bilir
    allah bilir ama kul da sezer
    Allah bir dediğinden başka sözüne inanılmaz
    allah büyüktür
    Allah dağına göre kar verir
    Allah derim
    Allah dirlik düzenlik versin
    Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz
    Allah dört gözden ayırmasın
    Allah düşmanıma vermesin
    Allah ecir sabır versin
    Allah eksik etmesin
    Allah eksikliğini göstermesin
    Allah emeklerini eline vermesin
    allah esirgesin (veya saklasın)
    Allah etmesin
    allah göstermesin
    allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar
    allah hakkı için
    allah halil ibrahim bereketi versin
    allah hayırlı etsin
    allah herkesin gönlüne göre versin
    allah iki iyilikten birini versin
    allah iyiliğini (veya layığını) versin
    allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış
    allah kavuştursun
    allah kerim
    allah kısmet ederse
    allah korusun (veya saklasın)
    allah kulundan geçmez
    allah kulunu kısmeti ile yaratır
    allah kuru iftiradan saklasın
    allah manda şifalığı versin
    allah mübarek etsin
    allah müstahakını versin
    allah ne verdiyse
    allah ömürler versin
    allah övmüş de yaratmış
    allah rahmet eylesin
    allah rızası için
    allah sabırlı kulunu sever
    allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin
    allah selamet versin
    allah senden razı olsun
    allah seni (veya sizi) inandırsın
    allah sevdiğine dert verir
    allah son gürlüğü versin
    allah taksiratını affetsin
    allah tekrarına erdirsin
    allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez
    allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
    allah vermesin
    allah versin
    allah yazdı ise bozsun
    allah yürü ya kulum demiş
    allah!
    allahualem
    allak bullak etmek
    allem
    alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste
    almadığın hayvanın kuyruğunu tutma
    almak
    Alman usulü
    almaş
    almaşık
    alna yazılan başa gelir
    alnı açık yüzü ak
    alo
    alt değirmen güçlü akar
    alt kat
    alt kurul
    alt yanı çıkmaz sokak
    altı alay üstü kalay
    altı kaval, üstü şişhane (veya şeşhane)
    altı okka etmek
    altı üstü
    altılı
    altılı ganyan
    altın adı pul oldu, kız adı dul oldu
    altın anahtar her kapıyı açar
    altın ateşte, insan mihnette belli olur
    altın bilezik
    altın çağı
    altın eli bıçak kesmez
    altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur
    altın leğene kan kusmak
    altın pas tutmaz
    altın suyu
    altın tutsa toprak olur (veya altına yapışsa elinde bakır kesilir)
    altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz
    altın yere düşmekle pul olmaz
    altına etmek (veya kaçırmak)
    altına imza koymak
    altında kalmamak
    altını değiştirmek
    altını üstüne getirmek
    altının kıymetini sarraf bilir
    altınlaşmak
    altınoluk
    altlık
    altmışlık
    altta kalanın canı çıksın
    altüst böreği
    altyapı
    ALVEOL
    ama
    ama ne
    amaç
    aman
    aman derim!
    aman diyene kılıç kalkmaz
    aması maması yok!
    aması var
    amasya elması
    amatör
    ambalajcılık
    AMBALE
    ambar
    amcamla dayım, hepsinden aldım payım
    AMENTÜ
    Amerikan bar
    amin
    amip
    amir
    amma
    amma da yaptın ha!
    amonyaklamak
    ampütasyon
    ana
    ana besleme hattı
    ana bilim dalı
    ana dal
    ana dil
    ana gibi yar olmaz, bağdat gibi diyar olmaz
    ana ile kız, helva ile koz
    ana kadın
    ana kent
    ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar (veya ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış)
    ana kolon hattı
    ana kubbe
    ana kucağı
    ana kuzusu
    ana sayaç
    anabilmek
    ANACIK
    anadut
    anahtar
    anahtar ağızlığı
    anahtar kelime
    anahtarcı
    anahtarlık
    analı kuzu, kınalı kuzu
    analık
    analık fenalık
    analizci
    ANAM
    anam babam
    anamın öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım
    anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi?
    anan yahşi, baban yahşi
    ananın (veya anasının) ak sütü gibi (helal olsun)
    ananın bahtı kızına
    ananın bastığı yavru incinmez
    anarşistleşme
    anasına avradına sövmek
    anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al
    anasını eşek kovalasın!
    anasını sat! (veya satayım!)
    anca beraber, kanca beraber
    ancak
    ANDIÇ
    anestezi
    anestezi bilimi
    angarya
    angolalı
    ANGORA
    anılabilmek
    anımsanabilmek
    anımsatabilmek
    anımsayabilmek
    anıştırmalı
    anıt
    anıtlaşabilmek
    anjiyo olmak
    Anladımsa Arap olayım
    anlam
    anlam çıkarmak
    anlam değişmesi
    anlam kötüleşmesi
    anlama
    anlamlandırabilmek
    anlamlandırılabilmek
    anlamsızlaşabilmek
    anlamsızlaştırabilmek
    Anlarsın ya!
    anlaşabilmek
    anlaşılabilmek
    anlaşmazlık
    anlaşmazlık çıkmak
    anlaştırabilmek
    anlata anlata bitirememek
    anlatabilmek
    anlatılabilmek
    anlatım
    anlayabilmek
    anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
    anlayış
    anlayış göstermek
    anma gerilim
    anma töreni
    anmak
    anneannelik
    annelik
    anons etmek
    ansiklopedicilik
    ant
    ant içmek
    ant olsun
    ant verdirmek
    antialerjik
    antibiyotik
    antibiyotik tedavisi
    antiemperyalizm
    antikacı
    antikacılık
    antimon
    antisepsi
    antlaşma
    antrparantez
    anzak
    apart otel
    apartman
    apatit
    aplikasyon
    aplike
    apokaliptik
    apokrif
    apoletleri sökülmek
    apolitik
    aport
    apre
    aprelemek
    APRELİ
    apresiz
    aptallık etmek
    ar belası
    ar dünyası değil kar dünyası
    ar yılı değil, kar yılı
    ara
    ara cümle
    ara eleman
    ara kapı
    ara nağme
    ara söz
    araba
    araba devrilince yol gösteren çok olur
    araba ile tavşan avlanmaz
    araba mezarlığı
    arabacı
    arabacılık
    arabalı vapur
    arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer
    ARABAŞI
    arabozan
    aracı
    araç
    araçlı
    araçsız
    araklayabilmek
    aralık
    aralık vermek
    aralıklı
    arama
    arama bülteni
    arama izni
    arama tarama
    arama yapmak
    aramak
    aramakla bulunmaz
    aranılmak
    aranmak
    Arap olayım
    arasta
    araştırabilmek
    araştırılabilmek
    araştırma geliştirme
    araştırmak
    aratabilmek
    arayabilmek
    ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz
    ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz
    ardından sapan taşı yetişmez
    argo
    argolaşmak
    ARGOLU
    argosuz
    ARGÜMAN
    arı bal alacak çiçeği bilir
    arı bey olan kovana üşer
    arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur
    arı gibi sokmak
    arı kızdıranı sokar
    arı söğüdü, akıllı öğüdü sever
    arık
    arık ata kuyruğu da yüktür
    arık etten yağlı tirit olmaz
    arık öküze bıçak çalınmaz
    arılamak
    arılar
    arınabilmek
    arındırabilmek
    arıtabilmek
    arıza
    Ari
    arif olan anlasın (veya anlar)
    arife
    arife günü
    arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkar
    ariya
    ariza
    arjantinli
    arka yüz
    arkada kalanlar (veya arkadakiler)
    arkadaş değil, arka taşı
    arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim
    arkaik
    arkası pek
    arkasında dolaşmak (veya gezmek)
    arkasından zil takıp oynamak
    arlı arından, huysuz huyundan vazgeçmez
    arma
    armağan
    armoni
    armudu soy ye, elmayı say ye
    armudun iyisini (dağda) ayılar yer
    armudun önü, kirazın sonu
    armut dalının dibine düşer
    armut piş ağzıma düş!
    arpa eken buğday biçmez
    arpa ektim, darı çıktı
    arpa samanıyla, kömür dumanıyla
    arpa unundan kadayıf olmaz
    arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
    arpacılık
    arpacıya borç eden, ahırını tez satar
    arpalık
    arsa payı
    arsızın yüzüne tükürmüşler, `yağmur yağıyor` demiş
    arsızlaşabilmek
    arsızlık
    arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser
    arşidüşes
    arşivleyebilmek
    art
    artabilmek
    artağan
    artağanlık
    artçı
    artık
    artık gün
    artırabilmek
    artırılabilmek
    aruz
    arz odası
    arzu duymak
    arzulayabilmek
    as
    asa
    asabilmek
    asal gazlar
    asalak
    asalaksavar
    asalet
    asansör
    asayiş berkemal
    ASETAT
    asfaltlanabilmek
    asfaltlatabilmek
    asfaltlayabilmek
    asık suratlı
    asıl azmaz, bal kokmaz
    asıl nüsha
    asıl sayılar
    asılabilmek
    asılmak
    asimetrik
    asimilasyon
    asimile
    ASİST
    asist etmek (veya yapmak)
    asker
    asker kaçağı
    askı
    ASKICI
    askıya almak
    aslan kocayınca sıçan deliği gözetir
    aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir
    aslan postunda, gönül dostunda
    aslan yatağından belli olur
    aslankulağı
    aslen
    aslık
    asma kabağı
    asma tavan
    ASMALIK
    asonans
    aspiratör
    ast
    astar
    astar bol olmayınca yüze gelmez
    astar boyası
    astarı yüzünden pahalı olmak (veya pahalıya gelmek)
    astarlatmak
    astarya
    Astığı astık, kestiği kestik
    astırabilmek
    astronomik
    aş taşınca kepçeye paha olmaz
    aş tuz ile, tuz oran ile
    aşabilmek
    aşağı (falan) yukarı
    aşağı kurtarmaz
    aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık
    aşağılayabilmek
    aşağılık duygusu
    aşağısamak
    aşama
    aşamalılık
    aşçıbaşı
    aşçılık
    aşermek
    aşevi
    aşı
    aşı boyası
    aşı olmak (veya vurulmak veya yapılmak)
    aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
    aşı vurmak (veya yapmak)
    aşığa bağdat sorulmaz
    aşığa bağdat uzak değil
    aşığın gözü kördür
    aşık
    aşık daima bey oturmaz
    aşık, alemi kör, dört yanını duvar sanır
    aşılabilmek
    aşılamak
    aşılatabilmek
    aşılayabilmek
    aşındırabilmek
    Aşındırıcı
    aşındırma
    aşını, eşini, işini bil
    aşırabilmek
    aşırı
    aşırı besi
    aşırı uç
    aşırma
    aşırmacı
    aşırmacılık
    aşırmak
    AŞİR
    aşiret
    aşk ağlatır, dert söyletir
    aşk olmayınca meşk olmaz
    aşk olsun
    aşmak
    aşure yemeye giden kaşığını taşır
    at at oluncaya kadar sahibi mat olur
    at beslenirken kız istenirken
    at binenin, kılıç kuşananın
    at binicisine göre kişner
    at bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz
    at cambazı
    at ile avrat yiğidin bahtına
    at koşturmak
    at meydanı
    at olur, meydan olmaz (veya bulunmaz), meydan olur (veya bulunur), at olmaz (veya bulunmaz)
    at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
    at ölür, itlere bayram olur
    at pazarında eşek osurtmuyoruz!
    at var, meydan yok
    at yedi günde, it yediği günde
    at yiğidin yoldaşıdır
    at, adımına göre değil adamına göre yürür
    ata arpa yiğide pilav
    ata binen nalını mıhını arar
    ata da soy gerek, ite de
    ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli
    ata dostu oğla mirastır
    ata eyer gerek, eyere er gerek
    ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek
    atabey
    atabilmek
    atak
    ataklık
    atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta
    atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
    atanabilmek
    ataraksiya
    atasözü
    ataşelik
    ateş
    ateş almaya mı geldin?
    ateş demekle ağız yanmaz
    ateş düştüğü yeri yakar
    ateş olmayan yerden duman çıkmaz
    ateş olsa cirmi kadar yer yakar
    ateşe vermek
    ateşe vursa duman vermez
    ateşi düşmek
    ateşle barut bir yerde durmaz
    ateşlenebilmek
    ateşleyebilmek
    ateşlik
    atfedebilmek
    atfetmek
    atı atasıyla, katırı anasıyla
    atık kağıt
    atılabilmek
    atılan ok geri dönmez
    atılgan
    atılmak
    atım tepmez, itim kapmaz deme
    atımlık
    atın bahtsızı arabaya düşer
    atın dorusu, yiğidin delisi
    atın ölümü arpadan olsun
    atın ürkeği, yiğidin korkağı
    atın varken yol tanı, ağan varken el tanı
    atına bakan ardına bakmaz
    atıp (veya atmak) tutmak
    atış
    atışabilmek
    atışmak
    atıştırabilmek
    atıştırmak
    atıyorum
    atkı
    atladı geçti genç osman!
    atlama
    atlama çizgisi
    atlama tahtası
    atlama taşı
    atlama taşı yapmak
    atlamak
    atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz
    atlar tepişir, arada eşekler ezilir
    atlas
    atlatabilmek
    atlatılabilmek
    atlatılmak
    atlayabilmek
    atlı
    atlıya saat olmaz
    atma recep, din kardeşiyiz
    atmak
    atmosfer
    atom enerjisi
    atölye
    atsan atılmaz, satsan satılmaz
    atta, avratta uğur vardır
    attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek
    attırabilmek
    av
    av avlanmış, tav tavlanmış
    av avlayanın, kemer bağlayanın
    av dönemi
    av hayvanı
    av köpeği avdan kalmaz
    av vuranın değil alanın
    ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz
    ava giden avlanır
    avanak
    avara
    avara etmek
    avarya
    avcı ne kadar hile bilse ayı o kadar yol bilir
    avcılık
    avize
    avlamak
    avlanabilmek
    avlayabilmek
    avlu
    avradı eri saklar, peyniri deri
    avrat malı, kapı mandalı
    avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar
    avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar
    avuçlayabilmek
    avunabilmek
    avurt (veya avurtlarını) şişirmek
    avurt ünsüzü
    Avustralyalı
    Avusturyalı
    avutabilmek
    avutmak
    avutucu
    ay
    ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta
    ay aydın, hesap belli
    ay ışığında ceviz silkilmez
    ay parçası
    ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez
    Ay yılı
    ayağı yürüten baştır
    ayağına bağ olmak
    ayağına gitmek
    ayağına sağlık
    ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim?
    ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına
    ayağını (veya ayaklarını) altına almak
    ayağını (veya ayaklarını) öpeyim
    ayağını alamamak
    ayağını kaydırmak
    ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin
    ayağını yorganına göre uzat
    ayağının (veya ayaklarının) altını öpeyim
    ayağının bastığı yerde ot bitmez
    ayak
    ayak açmak (veya vermek)
    ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz
    ayak atışı
    ayak bağı
    ayak bağı olmak
    ayak hatası
    ayak tedavisi
    ayak teri
    ayak tutmak
    ayakkabıcı
    ayaklanabilmek
    ayaklandırabilmek
    ayaklandırılabilmek
    ayaklık
    ayakta uyumak
    ayaktakımı
    ayar
    ayarı bozuk
    ayarlamak
    ayarlanabilmek
    ayarlatabilmek
    ayarlayabilmek
    ayarlı
    ayarsız
    ayartabilmek
    ayartılabilmek
    ayaz paşa kol geziyor
    ayazlandırılmış rakı
    ayazma
    ayçiçeği
    aydemir
    aydın
    aydınlanabilmek
    aydınlanış
    aydınlanma
    aydınlatabilmek
    ayı gördüm, yıldıza itibarım (veya minnetim) yok
    ayı görmeden bayram etme
    ayı sevdiği yavrusunu hırpalar
    ayı yavrusu ile oynuyor
    ayık
    Ayıkla pirincin taşını!
    ayıklamak
    ayıklanabilmek
    ayıklanma
    ayıklatabilmek
    ayıklayabilmek
    ayıklayıcı
    ayılabilmek
    ayıltabilmek
    Ayın on dördü gibi
    ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne
    ayıp
    ayıplayabilmek
    ayıpsız dost isteyen dostsuz kalır
    ayıptır söylemesi
    ayırabilmek
    ayıraç
    ayırıcı
    ayırmaç
    ayırmak
    ayırt edebilmek
    ayırt edilebilmek
    ayırtabilmek
    ayırtaç
    ayıt
    ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış
    aylak adam işidir
    aylığa geçmek
    aylık
    aylık bağlamak
    aymazlaşabilmek
    ayna
    ayna taşı
    ayna tırnağı
    aynacı
    aynacılık
    aynalık
    aynı potada erimek
    ayni hak
    ayniyat
    aynştaynyum
    ayraç
    ayraç açmak
    ayran
    ayrancı
    ayranı yok içmeye, atla (veya tahtırevanla) gider sıçmaya
    ayranım budur, yarısı sudur
    ayrıklık
    Ayrılabilmek
    ayrılık
    ayrım
    ayrımlaşma
    ayrıntı
    ayrıntılandırabilmek
    ayrışabilmek
    ayrışık
    ayrışmak
    ayrıştırabilmek
    ayva
    ayvaz, kasap hep bir hesap
    ayyar tilki art ayağından tutulur
    az
    az ateş çok odunu yakar
    az değil!
    az kaldı (veya kalsın)
    az kaz, uz kaz, boyunca kaz
    az olsun, uz olsun
    az söyle, çok dinle
    az tamah çok ziyan getirir
    az veren candan, çok veren maldan
    az yiyen çok uyur, çok yiyen güç uyur
    aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz
    aza sormuşlar: `nereye?` `çoğun yanına` demiş
    azabilmek
    azalabilmek
    azaltabilmek
    azaltılabilmek
    azan kurda kızan köpek
    azarlamak
    azarlanabilmek
    azarlatmak
    azarlayabilmek
    azatlı
    azdırabilmek
    azdırmak
    Azerbaycanlı
    Azeri
    azıcık aşım ağrısız başım
    azıklık
    azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında olur
    azımsanabilmek
    azımsayabilmek
    azınlık
    azıtabilmek
    azıtmak
    azmettirmek
    azmış kudurmuştan beterdir
    azotlama
    azotlamak
    azrail gelince oğul, uşak sormaz
    baba
    baba boyunduruğu
    baba koruk (veya erik) yer, oğlunun dişi kamaşır
    baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana
    baba mirası
    baba ocağı
    baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş
    baba soyluluk
    baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk
    babaannelik
    babacanlaşma
    babalanabilmek
    babalık
    babalık fırın has işler
    babam sağ olsun
    babam!
    babamın adı hıdır, elimden gelen budur
    babana rahmet
    babanın sanatı oğla mirastır
    babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır
    babasının (veya babalarının) çiftliği
    baca dolgusu
    baca eğri de olsa duman doğru çıkar
    baca kaşı
    baca şapkası
    bacak
    bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
    bacaksız
    bacası tütmez olmak
    baççılık
    badana
    badanalamak
    badem
    bagaj kapağı
    bağ
    bağ babadan, zeytin dededen kalmalı
    bağ bayırda, tarla çayırda
    bağa
    bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun
    bağcı
    BAĞDA
    bağdadi
    bağdaşabilmek
    bağdaşık
    bağdaştırabilmek
    bağdaştırılabilmek
    bağdaştırmacılık
    BAĞDAT
    bağı ağlayanın yüzü güler
    bağım
    bağımlaşmak
    bağımlı
    bağımlı akım kaynağı
    bağımlı sıralı cümle
    bağımlılaşabilmek
    bağımsız milletvekili
    bağımsızlaşabilmek
    bağımsızlaştırabilmek
    bağımsızlık
    bağın
    bağıntı
    bağırabilmek
    bağırsak düğümlenmesi
    bağırsak gazı
    bağırsaklarını deşerim
    bağırtabilmek
    bağışık
    bağışık serum
    bağışıklık
    bağışıklık kazanmak
    bağışlamak
    bağışlanabilmek
    bağışlatabilmek
    bağışlayabilmek
    bağıtlanabilmek
    bağıtlanma
    bağıtlaşma
    bağıtlayabilmek
    bağlaç
    bağlaç grubu
    bağlaçlı tamlama
    bağlam
    bağlama zarf-fiili
    bağlamacı
    bağlamacılık
    bağlamak
    bağlamsal anlam
    bağlanabilmek
    bağlanım
    bağlanış
    bağlanmak
    bağlantı
    bağlaşık
    bağlaşım
    bağlaşmak
    bağlatabilmek
    bağlayabilmek
    bağlayış
    bağlı kredi
    bağlılaşmak
    bağnazlık
    bağrışabilmek
    bağrışmak
    bağrıştırma
    bahadır
    bahane bulmak
    baharı başına vurmak
    bahçe
    bahis
    bahis konusu
    bahis konusu olmak
    bahis mevzusu
    bahis mevzusu olmak
    bahse girmek (veya tutuşmak)
    bahsedebilmek
    bahsetmek
    bahsi geçmek
    bahşedebilmek
    bahşiş atın dişine (veya yaşına) bakılmaz
    baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta
    bahtı açılmak
    bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu
    Bak bak!
    bak hele!
    bak!
    bakabilmek
    bakakalma
    bakalım (veya bakayım)
    bakan göze bağ olmaz
    bakan yemez, kapan yer
    bakar mısınız?
    bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
    bakarsın
    bakaya
    bakı
    bakılabilmek
    bakılmak
    bakımevi
    bakımından
    bakınabilmek
    bakındı
    bakır
    bakır oksit
    bakırcı
    bakırcılık
    bakış açısı
    bakışabilmek
    bakışım
    bakışmak
    bakkala bırakma!
    bakla
    baklava börek olsa yemem
    baklavacı
    baklavacılık
    baklavalık
    bakma sen
    bakmak
    bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu
    bakteri
    bakterikıran
    baktıkça alır
    baktın kar havası, eve gel kör olası
    baktırabilmek
    bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak)
    bal bal demekle ağız tatlanmaz
    bal dök de yala
    bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil
    bal mumu yapıştırmak
    bal olan yerde sinek de olur
    bal tutan parmağını yalar
    balama
    BALAT
    balayı
    balbal
    balcı
    balcı kızı daha tatlı
    balcılık
    balcının var bal tası, oduncunun var baltası
    balçiçeği
    balı dibinden, yağı yüzünden
    balı olan bal yemez mi?
    balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
    balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir
    balık baştan avlanır
    balık baştan kokar
    balıkçı
    balıkçılık
    balın alası oğlun tazesinden
    balkon
    ballı pasta
    balon
    balta değmedik ağaç olmaz
    baltacı
    baltalama
    baltalamak
    baltalanabilmek
    baltalayabilmek
    baltalık
    balya makinesi
    balyalayabilmek
    balyoz gibi
    balyozlanma
    bam teli
    bam teline basmak (veya dokunmak)
    bambul otu
    bana da ... demesinler
    bana dokunmayan yılan bin yaşasın
    banabilmek
    bandırabilmek
    bandırma
    bandırmak
    bando
    bandoculuk
    Bangladeşli
    banjo
    bankacı
    banket
    banko
    banko geçmek
    banmak
    bant
    bant zımpara
    bantlayabilmek
    banttan vermek
    banyo
    banyo kazanı
    bar bar
    bar havası
    bara
    baraj
    baraj yapmak (veya kurmak)
    BARATA
    baratarya
    barbarizm
    barbarlaşabilmek
    barbunya
    barcılık
    bardağı taşıran damla
    bardakaltı
    BARDAKÇI
    BARDAN
    baret
    barınabilmek
    barındırabilmek
    barındırılabilmek
    barışabilmek
    barışık
    barıştırabilmek
    barikat
    barit
    bark
    barkarol
    baro
    barograf
    barok müzik
    baronluk
    barut
    barutçu
    barutçuluk
    baruthane
    barutluk
    bas bas
    bas! (veya bas git!)
    basabilmek
    basamak
    basıcılık
    basıla
    basıla vermek
    basılabilmek
    basılmak
    basın ataşesi
    basın bildirisi
    basın özeti
    basın toplantısı
    basınç anahtarı
    basınç duyumu
    basınçlamak
    basıölçer
    basit
    basitleşebilmek
    basitleştirebilmek
    basketbolculuk
    baskı
    baskı grubu
    baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir
    baskın
    baskın basanındır
    baskın yapmak
    baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır
    baskül
    basmacı
    basmak
    basmayazı
    bastıbacak
    bastığı yerde ot bitmez
    bastırabilmek
    bastika
    baston
    baston (veya baston yutmuş) gibi
    baston kösteği
    bastoncu
    bastonculuk
    baş
    baş ağır gerek, kulak sağır
    baş bağlamak
    baş baş
    baş başa bırakmak
    baş başa kalmak
    baş başa vermek
    baş bodoslaması
    baş dille tartılır
    baş dümeni
    baş edebilmek
    baş kes, yaş kesme
    baş kırılır (veya yarılır) fes (veya börk) içinde, kol kırılır yen (veya kürk) içinde
    baş nereye giderse ayak da oraya gider
    baş ol da istersen soğan başı ol
    baş olan boş olmaz
    baş sağlığı, dünya varlığı
    baş tutamamak
    baş ucu
    baş üstünde yeri var
    baş yarılır börk içinde, kol kırılır yen içinde
    baş yastığı baş derdini bilmez
    baş yemek
    başa baş noktası
    başa gelen çekilir
    başa gelmeyince bilinmez
    başa güreşmek
    başağrısı
    başak
    başak toplamak
    başakçı
    başakçık
    başarabilmek
    BAŞARIM
    başbuğ
    başçı
    başhakem
    başhemşire
    başı açık
    başı bütün
    başı dönmek
    başı için
    başı kabak
    başı tutmak
    başı üstünde yeri olmak
    başı yastığa düşmek
    başı yumuşak
    başıboş
    başıboş bırakmak
    başım gözüm üstüne
    başın başı, başın da başı var
    başına çalsın!
    başına dikmek
    başına gelen başmakçıdır
    başına gelmek
    başına iş çıkarmak
    başına iş çıkmak
    başına kalmak
    başına vur, ağzından lokmasını al
    başına vurmak
    başında paralansın
    başından aşağı kaynar sular dökülmek
    başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmez
    başını bağlamak
    başını boş bırakmak
    başını derde sokmak
    başının altında
    başının etini yemek
    başının gözünün sadakası
    başka
    başka işi yok mu?
    başkalaşabilmek
    başkaldırabilmek
    başkaldırı
    başkan
    başkan vekili
    başkanlık
    başkanlık etmek
    başkanlık makamı
    başkatip
    başköşe
    Başkurt
    başlama vuruşu
    Başlama!
    başlanabilmek
    başlangıç
    başlangıç noktası
    başlangıç tutmak (veya almak)
    başlatabilmek
    başlatıcı
    başlatılabilmek
    başlayabilmek
    başlık
    başlık almak
    başlık parası
    başlık vermek
    BAŞLIKÇI
    başoyuncu
    başrol
    başsızlık
    baştan savmacı
    başucu uzaklığı
    başüstüne
    başvurabilmek
    başvurdurma
    başvurulabilmek
    başyardımcı
    başyazar
    başyazı
    başyıldız
    başyönetmen
    batabilmek
    batakhane
    bataryalı
    batı
    batılı
    batılılaşabilmek
    batırabilmek
    BATIRIK
    batırılabilmek
    batırmak
    batik
    battaniye
    Battı balık yan gider
    bavul ticareti
    bavulcu
    bay
    bayağı kaçmak
    bayağılık
    bayan
    bayatibuselik
    bayılabilmek
    bayılttırma
    bayındırlaştırabilmek
    bayi
    baykuşun kısmeti ayağına gelir
    bayrak
    bayrak çekmek (veya asmak)
    bayrak yarışı
    bayrakçı
    bayraklaşabilmek
    bayraklaşma
    bayram
    bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü
    bayram günü
    bayram şekeri
    bayramda borç ödeyene ramazan ağır gelir
    bayramlaşabilmek
    bayrı
    baz almak
    BAZA
    bazı dingil döner, bazı teker
    bazofil
    bazofobi
    bebecik
    bebek
    becerebilmek
    becermek
    bedava sirke baldan tatlıdır
    bedel
    bedel vermek
    bedelsiz ithalat
    beden eğitimi
    bedirik
    beğendirebilmek
    beğenebilmek
    beğeni
    beğenilme
    beğenmek
    beğenmeyen kızını (veya küçük kızını) vermesin
    beğenmezlik
    behey
    beis yok
    bekar
    bekar gözü, kör gözü
    bekar kalmak (veya yaşamak)
    bekara karı boşaması kolaydır
    bekarhane
    bekarın yakasını it yer, yakasını bit
    bekarlık maskaralık
    bekarlık sultanlık
    bekçi
    Bekle yarin köşesini!
    beklemeye almak
    beklenebilmek
    beklenilme
    beklenti
    bekleşme
    bekleşmek
    bekletebilmek
    bekletilebilmek
    bekletilme
    bekletilmek
    bekleyebilmek
    bektaşi üzümü
    bel
    bel bel
    bel kemeri
    bel vermek
    bela
    belagat
    belalar mübareği
    belçikalı
    beleşten
    belgelendirebilmek
    belgelendirilebilmek
    belgelenebilmek
    belgeleyebilmek
    belgelikçi
    belgelikçilik
    belgesel
    belgesel film
    belgeselci
    belirebilmek
    belirginleşebilmek
    belirginleştirebilmek
    belirginleştirilebilmek
    belirlenebilmek
    belirlenim
    belirleşme
    belirleyebilmek
    belirli
    belirli nesne
    belirmek
    belirsiz geçmiş
    belirsizleşebilmek
    belirsizleştirebilmek
    belirsizleştirilebilmek
    belirtebilmek
    belirti
    belirtilebilmek
    belirtke
    belirtme sıfatı
    belki de
    bellek karışıklığı
    bellek yitimi
    belleme
    bellenebilmek
    belletebilmek
    belletilebilmek
    belleyebilmek
    belsoğukluğuna uğratmak
    bembeyaz
    ben
    ben hancı, sen yolcu oldukça
    ben şahımı (veya şeyhimi) bu kadar severim
    ben yokum (veya ben bu işte yokum)
    benbenci
    bencilleşebilmek
    benden paso
    benden söylemesi
    bendeniz
    bendezade
    beneklenebilmek
    benekleşme
    benim oğlum bina okur, döner döner yine okur
    BENİMKİ
    benimsenebilmek
    benimsetebilmek
    benimsetilebilmek
    benimseyebilmek
    benlik davası
    benlik ikileşmesi
    benlikçi
    benlikçilik
    benmari
    benzemek
    benzemez
    benzer
    benzeşen
    benzeşmezlik
    benzetebilmek
    benzetilebilmek
    benzetmek gibi olmasın
    benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur
    benzeyebilmek
    benzi kül gibi olmak
    benzi uçmak
    benzinci
    benzincilik
    benzinde kan kalmamak
    benzinleme
    beraatizimmet asıldır
    berabere bitmek
    beraberlik müziği
    berat
    berber
    Berberi
    bere
    bereket ki (veya bereket versin ki)
    bereket versin
    bereketlenebilmek
    bereketlenme
    bereketli ola! (veya olsun!)
    berelenebilmek
    berelenme
    bereleyebilmek
    beriki
    berkinme
    berraklaşabilmek
    berraklaşma
    berraklaştırabilmek
    bertilme
    besi
    besi merası
    Besle kargayı, oysun gözünü
    besleme basın
    besleme gerilimi
    beslemek
    beslemeyi eslemeden alma
    beslenebilmek
    beslenilme
    beslenme bozukluğu
    besletebilmek
    besletme
    besleyebilmek
    bestelenebilmek
    besteleyebilmek
    beş para etmez
    beş parmağın beşi bir olmaz
    beş parmağın hangisini kessen acımaz?
    beş yüzlü
    beşer şaşar
    beşerî coğrafya
    beşiğini sallamak
    beşik
    beşikçi
    beşli
    beşli ganyan
    beşlik
    bet
    beterin beteri var
    beterleşebilmek
    beterleşme
    beterleşmek
    beti benzi atmak (veya solmak veya uçmak veya kül kesilmek veya kireç kesilmek)
    beti benzi kalmamak
    betili
    betim
    betimleme
    betimlemek
    betimlenebilmek
    betimleyebilmek
    betisiz
    betoncu
    bevliyecilik
    bey
    bey ardından çomak çalan çok olur
    beyaz bayrak
    beyaz iş
    beyaz kitap
    beyaz yakalılar
    beyazın adı, esmerin tadı
    beyazlaşma
    beyazlatabilmek
    beyazlatıcı
    beyazlatma
    beyefendi
    beygir
    beygirci
    beyin kanaması
    beyin takımı
    beyler buyruğu yoksula kan ağlatır
    beylik çeşmesinden su içme
    beylik fırın has çıkarır
    beylik söz
    beylik tabanca
    bez
    bez bağlamak
    BEZCİ
    BEZCİLİK
    bezdirebilmek
    bezdirici
    bezdirilebilmek
    bezdirilme
    beze
    bezebilmek
    bezekçi
    bezemeci
    bezenebilmek
    BEZENME
    bezgin
    bezi herkesin arşınına göre vermezler
    bezik
    bezilebilmek
    BEZLEMEK
    bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu
    bıçak gibi kesilmek
    bıçak suyu kesiyor
    bıçak yarası geçer (veya onulur), dil yarası geçmez (veya onulmaz)
    bıçakçı
    bıçakçılık
    bıçaklayabilmek
    BIÇIK
    bıçkı
    bıkabilmek
    bıkılabilmek
    bıkmak
    bıktırabilmek
    bıktırıcı
    bıktırılabilmek
    bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır
    bılkıma
    bıngıldamak
    bırakabilmek
    bırakılabilmek
    Bırakılma
    bırakmak
    bıraktığım (veya bağladığım) yerde (veya çayırda) otluyorsun (veya otluyor)
    bıraktırabilmek
    bıraktırılabilmek
    biber turşusu
    biçebilmek
    biçem bilimi
    biçerdöver
    biçicilik
    biçilebilmek
    biçimci
    biçimlendirebilmek
    biçimlendirilebilmek
    biçimlendirmek
    biçimlenebilmek
    biçimsizleşebilmek
    biçimsizleştirebilmek
    biçivermek
    biçtirebilmek
    bidon
    biftek
    bigudi
    bijuteri
    bikini
    bilanço
    bilardo masası
    bilardocu
    bilardoculuk
    Bildiğini yedi mahalle bilmez
    bildik
    bildik çıkmak
    bildirebilmek
    bildiri
    bildirilebilmek
    bildirilme
    bildirişme
    bildirişmek
    bildirme eki
    bilebilmek
    bileğine güvenmek
    bilek gibi
    bilenebilmek
    bileşik
    bileşik kesir
    bileşikgiller
    bileşim
    bileşmek
    bileştirmek
    bilet
    biletebilmek
    bileyebilmek
    bilezik
    bilfarz
    bilgeleşebilmek
    bilgi
    bilgi çarpıtma
    bilgilendirebilmek
    bilgilendirilebilmek
    bilgilendirme
    bilgilenebilmek
    bilgilenme
    bilgisayar
    bilgisayar ağı
    bilgisayarcı
    bilgisayarcılık
    bilgisizlik
    bilim
    bilimsel deneycilik
    bilinç
    bilinçlendirebilmek
    bilinçlendirilebilmek
    bilinçlenebilmek
    bilinebilmek
    bilir
    bilirkişi
    bilisiz
    biliş
    billahi
    billurlaşabilmek
    billurlaştırabilmek
    bilmece
    bilmek
    bilmem hangi (veya kaç veya kim veya nasıl veya ne)
    bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp
    bilmukabele
    bilye
    bin bilsen de bir bilene danış
    bin dost az, bir düşman çok
    bin işçi, bir başçı
    bin merak bir borç ödemez
    bin nasihatten bir musibet yeğdir
    bin ölçüp bir biçmeli
    bin tasa bir borç ödemez
    bin yaşa!
    bina
    binbir ayak bir ayak üstüne
    bindallı
    bindirebilmek
    bindirilebilmek
    bindirilme
    bindirme kilit
    bindirmek
    binek atı
    binek taşı
    binicinin sağı solu olmaz
    binin yarısı beş yüz (o da bizde yok)
    binit
    binivermek
    binmek
    bir abam var atarım, nerede olsam yatarım
    bir adama kırk gün ne dersen o olur
    bir ağaçta gül de biter diken de
    bir ağızdan çıkıp bin dile yayılır
    bir an önce
    bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
    bir arpa boyu (gitmek veya yol almak)
    bir aşağı bir yukarı
    bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun
    bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez
    bir başa bir göz yeter
    bir ben, bir de allah bilir
    bir bu eksikti
    bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz
    bir dalda durmamak
    bir de
    bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
    bir dereceye kadar
    bir dirhem et bin ayıp örter
    bir dokun bin ah işit (veya dinle) (kaseifağfurdan)
    bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir
    bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar
    bir elin nesi var, iki elin sesi var
    bir elin sesi çıkmaz
    bir elinin verdiğini öbür elin görmesin
    bir elmanın yarısı o, yarısı bu
    bir fende kazık kakmak (veya çakmak)
    bir fincan (veya acı) kahvenin kırkyıl hatırı vardır
    bir fit bin büyü yerine geçer
    bir görüş bir kör biliş
    bir göz ağlarken öbür göz gülmez
    bir gözeliler
    bir günlük beylik beyliktir
    bir hoşluğu olmak
    bir hücreli
    bir ilke imza atmak
    bir inat, bir murat
    bir iştir oldu
    bir kararda bir Allah
    bir karıyla bir koca, dırdır eder her gece
    bir kaşık suda boğmak
    bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
    bir kol çengi
    bir kolayını bulmak
    bir koltuğa iki karpuz sığmaz
    bir korkak bir orduyu bozar
    bir köroğlu, bir ayvaz
    bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır
    bir lokma bir hırka
    bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
    bir mum al da derdine yan
    bir postum var atarım, nerede olsa yatarım
    bir selam bin hatır yapar
    bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)
    bir söyle on dinle
    bir sürçen atın başı kesilmez
    bir şey yapmak
    bir şeyler, bir şeyler
    bir tanem
    bir tepe yıkılır, bir dere dolar
    bir türlü
    bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden
    birahane
    birbirini yemek
    birçoğu
    birçokları
    birer ikişer
    bireşim
    bireycilik
    bireyleşebilmek
    bireylik
    biri bilmeyen bini hiç bilmez
    biri eşikte biri beşikte
    biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar
    birikebilmek
    birikim
    birikinti konisi
    biriktirebilmek
    biriktirilebilmek
    birincil enerji
    birincil grup
    BİRKAÇI
    birleşebilmek
    birleşik cümle
    birleşik fiil
    birleşik kelime
    birleşik oturum
    birleşilebilmek
    birleşilme
    birleşim
    birleşivermek
    birleştirebilmek
    birleştirici
    birleştirilebilmek
    birleştirivermek
    birleştirme
    birli
    birlikten kuvvet doğar
    biryancı
    bis yapmak
    bisküvi
    bismillah
    bitebilmek
    bitik
    bitirebilmek
    bitirilebilmek
    bitirmiş
    bitişebilmek
    bitişik
    bitişik kelime
    bitişken
    bitiştirebilmek
    bitiştirilebilmek
    bitkileşme
    bitkisel hayat
    bitlenebilmek
    bitli (veya kurtlu) baklanın da kör alıcısı olur
    bitlis köftesi
    biye
    biyodizel
    biyokatalizör
    biz
    biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye
    biz bize benzeriz
    biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz
    bize de mi lolo?
    bizim gelin bizden kaçar, tutar ellere başını açar
    bizimki
    blok
    blok yapmak
    bloke etmek
    blöf
    blöf yapmak
    bluz
    bobin
    bobinaj
    boca
    bocalatabilmek
    bodoslama
    boduç
    bodur tavuk her gün (veya dem) piliç
    bodurlaşma
    boğabilmek
    boğada
    boğasak
    boğasama
    boğasamak
    boğaz dokuz boğumdur
    boğaz durmaz
    boğaz içinde kavga var
    boğazında düğümlenmek
    boğazından geçmemek
    boğazlamak
    boğazlanabilmek
    boğazlanmak
    boğazlatabilmek
    boğazlayabilmek
    boğazlayıvermek
    boğdurabilmek
    boğmak
    boğuluvermek
    boğum
    boğumlanmak
    boğuntuya getirmek
    boğuşabilmek
    boğuşulma
    bohem
    bohriyum
    bok canına olsun
    bok soyu (veya bokun soyu)
    bok yemenin arapçası
    boka nispetle tezek amberdir
    boklamak
    boksörlük
    boku çıkmak
    bol
    bol bol yiyen bel bel bakar
    bolalma
    bolarabilmek
    BOLARMA
    bolivyalı
    bollaşabilmek
    bollaşıvermek
    BOLLAŞMA
    bollaştırabilmek
    bollaştırılabilmek
    bollaştırma
    bomba
    bombacı
    bombacılık
    bombalanabilmek
    bombalatabilmek
    bombalayabilmek
    bombalayıvermek
    bombardıman etmek
    bombelenebilmek
    bon otu
    bonboncu
    bonbonculuk
    boncukçu
    boncukçuluk
    bone
    bonkörleşebilmek
    bor
    borasit
    borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek
    borç
    borç almak
    borç iyi güne kalmaz
    borç ödemekle (veya vermekle), yol yürümekle tükenir
    borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır
    borç vermekle, düşman vurmakla
    borç yiğidin kamçısıdır
    borç yiyen kesesinden yer
    borçlanabilmek
    borçlandırabilmek
    borçlandırılabilmek
    borçlandırılma
    borçlanılma
    borçlanmak
    borçlu ölmez, benzi sararır
    borçluluk dengesi
    borçlunun dili kısa gerek
    borçlunun duacısı alacaklıdır
    borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir
    borda
    bordada teslim
    borsa acentesi
    borsa oyunu
    borsa simsarı
    borsacılık
    boru askısı
    boru değil (veya boru mu bu?)
    boru hattı
    bosna hersekli
    bostan gök iken pazarlık yapılmaz
    bostan gölgeliği
    bostan korkuluğu
    bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz
    boş
    boş başak dik durur
    boş çuval ayakta durmaz
    boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir
    boş ite menzil olmaz
    boş ol (veya olsun)
    boş torba ile at tutulmaz
    boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz
    boşalabilmek
    boşalıvermek
    boşalma
    boşaltabilmek
    boşaltılabilmek
    boşaltılma
    boşaltıvermek
    boşaltma havzası
    boşanabilmek
    boşandırma
    boşanıvermek
    boşanmak
    boşatabilmek
    boşatılabilmek
    boşayabilmek
    boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (veya az) demiş
    Boşnak
    bot
    botanik bahçesi


    Bilgi yarışması | Oyun | Firma bilgisi | Hastalık sitesi | Link sitesi | Rüya tabirleri
    Ücretsiz program | Şifalı bitkiler | Tıp sözlüğü | Türkçe sözlük | Yemek tarifleri |

    Kullanıcıların yorum ekleyebildikleri, kelime arayabildikleri geniş kapsamlı,
    dizinler halinde 120.000 türkçe kelime içinde gezme ve arama
    ayrıca anlam girebilme imkanı, geniş kapsamlı türkçe sözlük


    ©2005 birsozluk.com

    0,1340332